Futbolda Sistem Tartışmaları Arasında Ön Libero Kavramının Kaybolmayan Cazibesi-26. Ocak 2007 11:34

Yorumlar (0)
Futbol takımlarının modern sistemler adını verdiğimiz sistemlerden ilki Brezilya Milli Takımı’nın 4-2-4 sisteminden bir forveti orta sahaya kaydırarak
 
 

Futbol takımlarının modern sistemler adını verdiğimiz sistemlerden ilki Brezilya Milli Takımı’nın 4-2-4 sisteminden bir forveti orta sahaya kaydırarak 1962 Dünya Kupası’nda uyguladığı 4-3-3 sistemidir. 1960 ile 1970 yılları arasında bilhassa Arjantin, Uruguay ve İtalya’da bu sistem uygulandı. İlk temel sistemlerin başlangıcı kabul edilen WM sisteminde üçlü defansın önünde iki isim ve üçlü forvetin arkasında iki isim ile 3-4-3 gibi bir sistem ortaya çıkıyordu. 4-3-3 sisteminde bir fazladan adam defansa kaydırılmış ve defansın en gerisine konularak ‘sweeper (süpürücü)’ yani ‘libero’ olarak kullanılmaya başlamıştır. O dönemin dörtlü defansı bugünün dörtlü defansı gibi uygulanmıyordu. Bugün dörtlü defans uygulayan iyi takımların tamamı tandem denilen liberosuz sistem ile oynamaktadır. Defansın en gerisinde süpürücü tabir edilen liberolar 1960’larda yoğun olarak uygulanmaya başlamıştır. Üçlü orta sahanın bir tanesi ‘defansif orta saha’ olarak diğer ikisi ise ‘centre midfielder’ denilen orta sahanın göbeğinde oyun organize yeteneği olan oyunculardan seçiliyordu. Forvetteki üçlünün birisi santrfor adı ile en uçta oynarken diğer ikisi kanat (açık oyuncusu) olarak oynuyorlardı. Sistemin son yıllarda en başarılı uygulama örneklerinden birisini de 4-4-2 sisteminin başarılı temsilcilerinden birisi olmasına rağmen çalıştırdığı Chelsea takımının oyuncu yapısının buna uygun olması sebebi ile 2005-2006 sezonunda 4-3-3 sistemini uygulatan Portekizli Teknik Adam Jose Mourinho’nun oynatmış olduğu sistemdir. Bu sistemde orta sahada göbekte üç adam olduğu için oyun iyi ve çabuk organize edilebilir. Dörtlü defans olduğu için de 3-5-2’de olduğu gibi kenar zaafiyetleri yaşanmaz. Ancak ofansta kenar,  üçlü forvetin kanata yakın iki adamına emanettir. Bu iki oyuncu hem orta sahanın kenarlarına yardım edecek hem de ileri uçtaki golcüye pozisyon hazırlayacaklardır. Bu yüzden bu sistemin iyi uygulanmasında kilit adamların forvetin kenarlarındaki bu iki oyuncu olduğu söylenebilir.


            Bugün İngiliz sistemi olarak İngilizler ile özdeşleştirilen 4-4-2 sisteminin ilk başarılı uygulayıcılarının İngilizler olması ve bunun onlara Dünya Kupası’nı getirmesidir. 1966 yılında “Kanatsız Harikalar (Wingless Wonders)” denilen İngiltere takımı İngiltere’de yapılan Dünya Kupası’nda 4-4-2 sistemini başarı ile uygulamış ve finalde Wembley’de 97.000 kişinin izlediği maçta Batı Almanya’yı 4-2 yenerek şampiyon olmuştur. Sistemin ülkemizde de 1990’lara kadar en yaygın sistemi olan uygulaması bugün uygulanan 4-4-2’den hayli farklıdır. 4-4-2’nin ilk uygulama şekillerinde defansın en gerisinde süpürücü tabir edilen bir libero (genelde 5 numara) ve önünde sert bir stoper (genelde 4 numara) oluyordu. Defansın sağ ve solunda ileri pek çıkmayan ve defansı korumakla görevli iki ‘bek’ vardı. Orta sahada göbekte iki oyuncudan birisi ‘defansif orta saha’ olarak (genelde 6 numara), diğeri ise daha hücuma dönük olarak (genelde 8 numara) oynuyordu. Kanatlarda ise oyun organize yeteneği pek olmayan, defansa yardımı veya orta sahanın içlerine girmeyi pek düşünmeyen, hızlı ve top taşıyıcı kenar adamları (kanat oyuncuları) vardı.  Genellikle sağ kanat (7) numarayı, sol kanat (11) numarayı giyerdi. Türk futbolunda sistemin kanat oyuncu tipine uygun karakteristik oyuncu tiplerine örnek olarak sol kanat için Trabzonspor’lu Orhan Çıkrıkçı, Kayserispor’da da oynayan Ankaragücü’lü Cengiz, Beşiktaş’a bir dönem gelip giden Sırp oyuncu Mrkela; sağ kanat için ise Bursasporlu Vedat, Kayserisporlu Salih Eken verilebilir. Unutmadan bu oyuncuların tamamı şu anda futbolu bıraktı. Forvette ise iki golcü genellikle (9) ve (10) numaralar bulunurdu. Sistemin bugün 4-4-2 (Four-Four-Two) adı ile bir de dergi çıkmasına sebep olan çağdaş versiyonunu birazdan anlatacağım. Önce klasik 4-4-2 ile çağdaş 4-4-2 arasında sık uygulanan 3-5-2 sistemini anlatalım.


            3-5-2 sisteminin temelinde klasik W-M sisteminde oynama yaparak ve hatta tepetaklak çevirerek 3-5-2 sistemine yakın bir sistemi oynatan Macar teknik adam Marton Bukavi’nin 1950’de Macaristan milli takımına oynatmış olduğu “WW” sistemi vardır. Bukavi takımında etkili bir iş bitirici forvet olmadığı için forvetten bir adamı orta sahanın ortasına kaydırmış ve beşli bir orta saha elde etmişti. 1980’lerden sonra gündeme oturan 3-5-2 sisteminin en başarılı ve ünlü uygulamalarından birisi 1986’da Arjantin’e kupayı kazandıran Arjantin’li teknik adam Carlos Salvador Bilardo’nun 3-5-2 sistemidir. Maradona’lı Arjantin Marodana’nın orta sahanın göbeğinde bulunan üçlü orta sahadan en uçta ‘serbest’ oynadığı sistemde finalde Batı Almanya’yı 3-2 yenerek şampiyon olmuştu. Daha sonra sistem Almanya’da ve pek çok Avrupa takımı tarafından da denendi. Klasik 3-5-2’de üçlü defansın en gerisinde süpürücü  tabir edilen bir libero ve önlerinde iki tane stoper yer almaktadır. Beşli orta sahanın göbeğinde üç kişi kenarlarda da birer kişi yer alır. Göbekte yer alan üç kişiden bir tanesi ‘defensive midfielder (defansif orta saha)’ tabir edilen tipte savunmaya yardım eder ve savunmaya yakın oynar. Diğer iki orta sahanın birisi ‘centre midfielder (oyun kurucu)’ olarak diğeri de ‘offensive midfielder (ofansif orta saha)’ olarak hücuma dönük oynar. Forvette iki kişi yer alır. Kenarlardaki adamlar ise sistemin başarı ile uygulanmasında kilit oyunculardır. Çünkü 120 metrelik sahanın dikey olarak tamamı bu oyunculara aittir. Bu yüzden bu oyuncular ‘bek’ veya ‘kanat’ olarak değil, ‘kulvar oyuncusu’ olarak isimlendirilir. Zaten bu kenar oyuncularına İngilizcede de ‘side midfielder (kenar orta saha oyuncuları)’ denilir. 2002’de Dünya Kupası’nı kazanan Brezilya Milli takımı da  Luiz Felipe Scolari yönetiminde bu sistemi başarı ile uygulamış ve şampiyon olmuştur. Bu takımda sağ kulvarda Cafu, sol kulvarda Roberto Carlos, orta sahada defansif orta saha olarak Gilberto Silva, oyun kurucu olarak Kleberson ve ofansif olarak da Riveldo oynamıştı. Forvette de Ronaldo ve Ronaldinho vardı.


            Temel sistemler bunlar olmakla birlikte en iyi sistem bunlardan hiçbiri olmayabilir. Çünkü zaman içinde farklı oyuncular ile teknik adamlar maçta elde etmek istediklerine ve oyuncularından beklentilerine göre farklı dizilişler ortaya çıkarmışlardır. Örneğin 4-5-1 veya 4-2-3-1. Liverpool 2005 yılında Uefa kupasına kazanırken 4-5-1 oynamış, Fransa Milli Takımı da 2006 Dünya kupasını kazanırken 4-2-3-1 oynamıştı. Daha defansif bir diziliş olarak 5-4-1 de bir alternatif diziliş. Önemli olan sistemi nasıl uyguladığınız ve daha önemlisi oyuncu yapısının sisteme uygun olup olmadığı. Ancak son yıllarda çağdaş sistemlerin hemen hemen tamamında dörtlü bir defansın vazgeçilmez olarak ön plana çıktığını söyleyebiliriz. Zaten 3-5-2 sisteminin cazipliğini yitirmesi de bu nedenden kaynaklanıyor. Çünkü oyuncuların fizik güçleri 1865’li yıllardaki gibi değil. Antreman yapma teknikleri, bilimsel yöntemler ve beslenme ile profesyonelleşme işin içine girdikçe her geçen zaman oyuncuların fizik ve moral motivasyon ve güçleri en üst seviyeye çıkıyor. Bu durum takımları yöneten teknik adamlara da yansıyor. Artık oyunun her alanında topa sahip olmak isteyen, pres yapan ve daha tempolu oynanan bir futbol var. İşte bu hızlı ve tempolu futbol içinde bir zaman sonra 3-5-2’nin beşli orta sahasındaki ‘kulvar oyuncusu’ tabir ettiğimiz oyuncular o koca sahayı kontrol edemez oldular. Üstelik defansta üçlü bir (libero ve çift stoper) kitle bulunması da oyuna katılımı düşürüyordu. Dolayısıyla dörtlü defans tutuldu ve popüler oldu. Elbette, bunun anlamı 3-5-2 artık hiçbir şekilde uygulanamaz ve uygulama kabiliyetini yitirdi demek değil. Üst seviye ve yüksek hedefli takımlar genellikle dörtlü defansı tercih ediyor. Ama örneğin Erciyesspor için ben Galatasaray’dan Yalçın geldikten sonra düşünüyorum. Yalçın tandemin bir oyuncusu değil. Zaten Galatasaray’da geldiği ilk günden beri bunun sıkıntısını yaşadı. Yalçın üçlü defansın stoperi konumunda. Mücadeleci, hava toplarına hakim ve bu şekilde faydalı olur. Ama ikili ve tandem oynayan defansta Yalçın sıkıntı yaşar. Erciyesspor’da sağ kulvar için de Türkiye’nin bu mevki için en iyilerinden İlhan var elinde. Takımın şu anda ligin en çok gol yiyen takımı olduğunu da düşünürsek teknik direktör Mustafa Uğur’un veya sonra gelecek bir teknik adamın Erciyesspor için 3-5-2’yi denemesi fena bir fikir gibi görünmüyor. Orta sahada göbekte ise Sergei Die ve Toth ve önlerinde Timuçin ile iyi bir ekip olabilir Erciyesspor. Bu örneği vermemin nedeni sistemlerin uygulanmasında takım yapısı ve oyuncu yapısının sistemi belirlemede etken olduğunu göstermek içindi.


            3-5-2 sisteminin değindiğimiz zaafları nedeni ile alternatif arayışlarına öncülük yapan isimlerden birisi de gurur duyabiliriz bir Türk: Fatih Terim. 1996’da geldiği Galatasaray’da ısrarla liberosuz tandem ve dörtlü defansı yerleştirmeye çalıştı Terim. Kimi zaman aksadı ve yoğun eleştiriler aldı. Bu yüzden kimi zaman bundan vazgeçti ancak hiçbir zaman tamamen vazgeçmedi. 4-4-2’nin çağdaş versiyonlarından birini de 94 Dünya Kupası’nı kazanan Brezilya Carlos Alberto Parreira ile uygulamıştı. Terim ısrarla bu sistemi yerleştirmeye çalıştı ve sonunda ne mi oldu? Takım 4 yıl üst üste Türkiye ligi şampiyonu oldu. 2000 yılında Uefa şampiyonu oldu ve aynı sistem ile Süper Kupa’yı aldı ve yine aynı anlayış ve sistem ile Türkiye Milli Takımı da Şenol Güneş ile 2002 Dünya Kupası’nda Dünya 3. oldu. Portekizli teknik adam Jose Mourinho da 2004 yılında Porto’ya Şampiyonlar Ligi’ni kazandırırken bu sistemi uygulattı. Terim sonra İtalya’da da bu sistem ile başarılı oldu. Önce Fiorentina’yı iddialı bir takım haline getirdi ve İtalya Kupası’nda finale çıkarttı. Ve daha önemlisi şehre oynanan futbol ile heyecan getirdi. Sonra Milan’da oynanan tempolu ve mücadeleci futbol ile umut verdi. Belki de bu umudu görenler ve Terim’in kendine güveni onları rahatsız etti ki sonra erken ve sebepsiz bir şekilde Terim ile yollar ayrıldı.


            Evet, sistemlerin kabaca özeti bu. Gelelim, yazı başlığında da geçen o meşhur ve Türk sporseverlerin hep duyduğu ‘ön libero’ kavramına… Gelecek yazıda devam edeceğiz…

Bu yazıyı ilk değerlendiren siz olun

  • Currently 0/5 Stars.
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Yazar : Tamer Soysal

Köşe Yazıları,

Yorum ekle


(Gravatar simgesini gösterecek)  

  Country flag

biuquote
  • Yorum
  • Canlı önizleme
Loading